İnsan, sözüyle insandır. Söz; kalbin aynası, niyetin tercümanı, ahlâkın sesidir. Tarih boyunca sözün kıymeti üzerine çok şey söylenmiş, dilin muhafazası bir erdem olarak görülmüştür. Ne var ki çağ değiştikçe sözün dolaşım alanı genişlemiş, bir zamanlar iki kişi arasında fısıltıyla kalan ifadeler bugün milyonların önünde yankılanır hâle gelmiştir.
Sosyal medya, insanın kendini ifade etme imkânını artırmış; fakat aynı zamanda dilin sorumluluğunu da ağırlaştırmıştır. Eskiden bir mecliste yapılan gıybet, o meclisle sınırlı kalırdı. Bugün ise bir tuşla yapılan paylaşım, saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşmakta; söz, sahibinden bağımsız bir şekilde dolaşıma girmektedir. İşte tam da bu noktada sosyal medya ile gıybet arasındaki ilişki, ahlâkî bir çıkmazı gündeme getirmektedir.
Bu makalede sosyal medya ortamının gıybet zeminini nasıl genişlettiği, dinî ve ahlâkî ölçüler çerçevesinde değerlendirilecek; modern dijital kültür ile kadim ahlâk anlayışı arasındaki gerilim ortaya konulacaktır.
Gıybetin Mahiyeti ve Dinî Çerçevesi
Gıybet, bir kimsenin hoşlanmayacağı bir özelliğini, arkasından söylemektir. Bu tanım, sadece yalanı değil; doğru olsa bile kişinin onurunu zedeleyen sözleri de kapsar.
Hz. Peygamber (s.a.s.) gıybeti şöyle tarif etmiştir:
“Gıybet nedir, bilir misiniz?”
“Allah ve Resûlü daha iyi bilir.”
“Kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.”
“Söylediğim şey onda varsa ne dersiniz?”
“Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet etmiş olursun; yoksa iftira etmiş olursun.”
(Müslim, Birr, 70)
Kur’ân-ı Kerîm’de ise gıybet, son derece çarpıcı bir benzetmeyle anlatılır:
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O hâlde Allah’tan korkun.”
(Hucurât, 49/12)
Bu ayet, gıybeti yalnızca bireysel bir hata olarak değil; toplumsal dokuyu çürüten bir ahlâkî yara olarak ele alır. İnsan onurunun korunması, dinî bir sorumluluk olarak ortaya konur.
Dijital Ortamda Sözün Sınırlarının Kaybolması
Sosyal medya, görünürde bir “ifade özgürlüğü” alanı sunar. Ancak özgürlük ile sorumluluk arasındaki denge her zaman korunamamaktadır. Anlık paylaşımlar, duygusal tepkiler, linç kültürü ve beğeni arzusu; kişileri farkında olmadan gıybetin ve hatta iftiranın içine sürükleyebilmektedir.
Dijital ortamda yapılan bir yorum, klasik anlamda bir meclis konuşmasından farklıdır. Kalıcılığı vardır. Ekran görüntüsü alınabilir, arşivlenebilir, çoğaltılabilir. Böylece bir kişinin şeref ve itibarı, geri dönüşü zor bir biçimde zedelenebilir.
Modern iletişim araçlarının ahlâkî denetimden bağımsız düşünülemeyeceği açıktır. Sosyal medya ile ahlâk ilişkisini ele alan çalışmalarda, dijital mecraların nötr olmadığı; kullanıcıların değer dünyasıyla şekillendiği vurgulanmaktadır.¹ Bu durum, teknolojinin değil; onu kullanan insanın sorumluluğunu öne çıkarır.
Görünürlük Arzusu ve Gıybetin Meşrulaştırılması
Sosyal medyada en belirgin motivasyonlardan biri görünür olmaktır. Beğenilmek, paylaşılmak, takip edilmek… Bu arzular, zaman zaman başkasının kusurunu ifşa etmeyi sıradanlaştırmaktadır.
Bir kimsenin özel hayatına dair bilgilerin alenileştirilmesi, hatalarının teşhir edilmesi ya da küçük düşürücü ifadelerle gündeme taşınması; çoğu zaman “hakikat ortaya çıksın” gerekçesiyle savunulmaktadır. Oysa İslam ahlâkı, kusuru örtmeyi fazilet sayar.
Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”
(Buhârî, Mezâlim, 3)
Bu hadis, dijital çağda daha da anlam kazanmaktadır. Çünkü örtmek yerine yaymak, artık çok daha kolaydır.
Sosyal Medyada Kontrol ve Ahlâkî Sorumluluk
Sosyal medya platformlarının yapısı, kullanıcıyı sürekli üretmeye ve paylaşmaya teşvik eder. Ancak dijital mecraların hukuki ve etik çerçevesi hâlâ tartışma konusudur. Sosyal medyanın kontrolü, gizlilik sözleşmeleri ve içerik denetimi üzerine yapılan çalışmalar, dijital alanın sadece teknik değil; aynı zamanda ahlâkî bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır.²
Ne var ki hiçbir denetim mekanizması, bireyin vicdanının yerini tutamaz. Ahlâkî bilinç, dış kontrolle değil; iç denetimle mümkündür. Sosyal medya kullanıcısı, her paylaşım öncesinde şu soruyu kendine sormalıdır: “Bu söz, karşımdaki insanın onurunu zedeler mi?”
Gıybetin Toplumsal Sonuçları
Gıybet, bireyler arası güveni sarsar. Sosyal medya ortamında ise bu sarsıntı daha geniş kitlelere yayılır. Dijital linç kültürü, insanların itibarını saniyeler içinde yok edebilmektedir.
Toplumun birlik ve kardeşlik bağları, karşılıklı güven üzerine inşa edilir. Gıybet ise bu bağı içten içe kemirir. Kardeşlik hukukunu zedeleyen her söz, toplumun manevî yapısına zarar verir.³
Bu nedenle sosyal medya, yalnızca bireysel bir eğlence alanı değil; aynı zamanda toplumsal sorumluluk alanıdır.
Çıkış Yolu: Dijital Takvâ
Takvâ, sadece ibadetle sınırlı bir kavram değildir; dilin, kalemin ve bugün için klavyenin de muhafazasını içerir.
Sosyal medya kullanımı için üç temel ilke önerilebilir:
1. Doğruluk: Paylaşmadan önce bilginin doğruluğunu araştırmak.
2. Fayda: Söylenen sözün bir hayra hizmet edip etmediğini sorgulamak.
3. Merhamet: İnsan onurunu korumayı esas almak.
Dijital çağın takvâsı, ekran başında da Allah’ın huzurunda olunduğu bilinciyle hareket etmektir.
Sosyal medya, insanın sözünü büyütmüştür. Fakat sözün büyümesi, sorumluluğun da büyümesi demektir. Gıybet, klasik meclislerden dijital platformlara taşınmış; hatta daha görünür ve kalıcı hâle gelmiştir.
Kur’ân’ın ve sünnetin ortaya koyduğu ölçüler, çağlar üstü bir rehberlik sunmaktadır. İnsan onurunu korumak, kusuru örtmek ve dili muhafaza etmek; sosyal medya çağında daha da hayati bir önem kazanmıştır.
Sözün sahibine döneceği unutulmamalıdır. Çünkü her kelime, ya insanı yüceltir ya da alçaltır. Dijital dünyanın gürültüsü içinde kaybolmamak için, önce kalbimizi; sonra dilimizi ve parmaklarımızı terbiye etmek zorundayız.
DİPNOTLAR
1. Emin Çelebi, Sosyal Medya-Ahlak İlişkisi Bağlamında Yapılan Tartışmalardaki Paradigmatik Farklılık, VIII. Uluslararası Kongre Toplum, Siyaset ve Ekonomi, Malatya, 12-13 Ekim 2019.
2. Taylan Gülaşlan, “Sosyal Medya Güncel Tartışmalar: Sosyal Medyanın Kontrolü & Sosyal Medya Hizmet ve Gizlilik Sözleşmeleri & Yerli ve Milli Sosyal Medya”, Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, Cilt 4, Sayı 1 (2021), ss. 1-21.
3. Ömer Menekşe, “Kardeşlik Bağlarını Koparan İllet: Gıybet”, Feyz Dergisi.