İslam’da ibadet ve dünya işleri arasında kurulan denge, müminin hayatını anlamlı ve düzenli kılan temel unsurlardan biridir. Bu dengenin en dikkat çekici tezahürlerinden biri de Cuma günü ve özellikle Cuma namazı vaktidir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, alışverişi bırakın ve Allah’ı zikretmeye koşun” (Cuma, 62/9) buyurularak, bu vaktin dünyevî meşguliyetlerden arındırılması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Bu ilahî çağrı, yalnızca fizikî alışverişi değil, insanı ibadetten alıkoyan her türlü meşguliyeti de kapsayan geniş bir anlam taşır.
Günümüzde ticaretin dijitalleşmesiyle birlikte alışveriş kavramı da yeni bir boyut kazanmıştır. Artık insanlar fizikî olarak bir çarşıya gitmeden, birkaç tıklama ile alışveriş yapabilmektedir. Ancak bu durum, fıkhî hükmün mahiyetini değiştirmemektedir. Nitekim klasik kaynaklarda ifade edildiği üzere, Cuma namazı ile yükümlü olan bir kimsenin ezan ile namaz arasındaki vakitte alışveriş yapması tahrîmen mekruh kabul edilmiştir. Bu hüküm, alışverişin şekline değil, insanı ibadetten alıkoyma ihtimaline dayanmaktadır. Dolayısıyla e-ticaret üzerinden yapılan alışveriş de aynı kapsamda değerlendirilir.
Bu noktada dikkat çeken bir diğer husus ise, alışverişte tarafların durumudur. Şayet alışveriş yapan taraflardan biri Cuma namazı ile mükellef, diğeri ise muaf (kadın, yolcu veya hasta) ise, her iki taraf da bu işlemden dolayı sorumluluk taşır. Çünkü muaf olan kişi, diğerinin farzı terk etmesine dolaylı olarak sebep olmuştur. Bu yaklaşım, İslam ahlâkının sadece bireysel değil, toplumsal sorumluluğu da esas aldığını göstermektedir. Zira bir müminin görevi yalnızca kendi ibadetini korumak değil, başkalarının ibadetine engel olmamaktır.
Buna karşılık, alışveriş yapan tarafların her ikisi de Cuma namazı ile yükümlü değilse, bu durumda yapılan alışverişte dinî bir sakınca bulunmamaktadır. Bu hüküm, İslam’ın kolaylaştırıcı yönünü ve mükellefiyetin kişiye göre değişebileceğini ortaya koymaktadır. Böylece din, hem ibadetin ciddiyetini korumakta hem de bireyin durumunu göz önünde bulundurarak adaletli bir yaklaşım sergilemektedir.
Sonuç olarak, Cuma vakti yapılan e-ticaret işlemleri, şeklen modern olsa da hükmen klasik fıkhın çizdiği çerçeveye tabidir. Esas olan, müminin kalbini ve zamanını Allah’a yöneltebilmesi, ibadet vakitlerini dünyevî meşguliyetlere feda etmemesidir. Bu bilinç, sadece bireysel kurtuluşu değil, aynı zamanda toplumun manevî dirilişini de beraberinde getirecektir.
Kaynaklar:
Reddü’l-Muhtâr, 5/101.
El-Mevsûʿatü’l-Fıkhiyyetü’l-Kuveytiyye, 9/225.