Kurban ibadeti, Allah’a yakınlaşmanın ve teslimiyetin önemli göstergelerinden biridir. Müslümanlar bazen sevaplarını bağışlamak niyetiyle vefat etmiş anne, baba veya yakınları adına da kurban kesmek istemektedir. Bu mesele İslam hukukunda mezhepler arasında ele alınmış ve farklı değerlendirmeler yapılmıştır.
Hanefî mezhebine göre ölmüş kişi adına kurban kesmek câizdir. Bunun için ölünün hayattayken özel bir vasiyette bulunmuş olması şart değildir. Kişi kendi malından kurban kesip sevabını vefat etmiş kimseye bağışlayabilir. Hanefî fakihleri, ibadetlerin sevabının ölülere ulaşacağını kabul etmiş ve bunu sadaka vermek gibi hayırlı ameller kapsamında değerlendirmişlerdir.
Şâfiî mezhebinde tercih edilen görüşe göre ise ölü adına kurban kesilebilmesi için kişinin bunu vasiyet etmiş olması gerekir. Çünkü kurban, mali yönü bulunan bir ibadet olduğundan, ölünün malından yapılacak tasarrufun onun iznine dayanması gerektiği ifade edilmiştir. Bu sebeple vasiyet bulunmadığında onun adına kurban kesilmesi uygun görülmemiştir.
Bununla birlikte Şâfiî mezhebindeki bazı âlimler, vasiyet bulunmasa da ölü adına kurban kesilebileceğini söylemişlerdir. Bu görüşü savunan fakihler, kurbanın sevabının bağışlanmasının sadaka ve dua gibi ölülere fayda sağlayan ameller kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etmişlerdir.
Sonuç olarak İslam âlimleri, ölü adına yapılan ibadet ve hayırların sevabının bağışlanabileceği konusunda genel olarak olumlu yaklaşmışlardır. Özellikle Hanefî mezhebinde bu uygulama yaygın kabul görmüş; Şâfiî mezhebinde ise vasiyet şartı etrafında farklı değerlendirmeler ortaya çıkmıştır. Müminler, vefat eden yakınlarını hayırla anmak, onlar için dua etmek ve sevap bağışında bulunmak suretiyle vefa duygularını sürdürmeye devam etmektedirler.
Kaynaklar
İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/313.
Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 6/137.
Nevevî, el-Mecmûʿ, 8/406.
Râfiî, el-Azîz, 7/130.






