İnsanlığın yeryüzündeki serüveni, anlam arayışıyla birlikte ilerlemiştir. Avcı-toplayıcı topluluklardan tarım toplumuna, sanayi çağından dijital çağa uzanan bu uzun yürüyüş, yalnızca üretim biçimlerinin değil, insanın dünyayı kavrama ve kendini konumlandırma tarzının da değişimine işaret eder. Avcı-toplayıcı dönem, çoğu zaman kısa ve ilkel bir evre gibi anılsa da insanlık tarihinin en uzun safhasıdır. Yaklaşık iki milyon yıl boyunca insan, doğayla doğrudan temas halinde yaşamış; bilgi, deneyim ve sezgi yoluyla aktarılmıştır. Bu dönemde bilgi, hayatta kalmaya yönelikti ama aynı zamanda hikmetle iç içeydi.

Tarım devrimiyle birlikte insan ilk kez yerleşik hayata geçmiş, toprağa bağlanmış ve doğayı dönüştürmeye başlamıştır. Bu dönüşüm yalnızca ekonomik değil, zihinsel bir devrimdir. Önceki yaşam biçimi büyük ölçüde tasfiye olmuş, yeni bir toplumsal düzen kurulmuştur. Tarih bize şunu öğretmiştir: Hiçbir yaşam biçimi mutlak ve kalıcı değildir. Değişim, insanlık tarihinin asli dinamiğidir.

Sanayi devrimi ise tarım toplumuna kıyasla çok daha kısa sürede ve çok daha sarsıcı bir etki yaratmıştır. Makineleşme, üretimin hızlanması ve şehirleşme, insanı doğadan koparmış; akıl ve bilim merkezli modern yaşam biçimini ortaya çıkarmıştır. Modern çağ, yalnızca teknik bir ilerleme değil; inanç, değer ve anlam dünyasında da derin kırılmaların yaşandığı bir dönemdir.

21. yüzyıla gelindiğinde ise insanlık yeni bir eşiği aşmıştır. İnternet ve dijital teknolojilerle şekillenen bu dönem, artık “bilgi çağı” olarak değil, bilginin kontrolsüz biçimde çoğaldığı bir “bilgi seli” olarak tanımlanmalıdır. Her an milyonlarca veri akmakta; ancak bu veri, anlam üretmemektedir. Bilgi vardır ama düşünce yoktur; düşünce vardır ama yön yoktur. Yaşadığımız kriz bilgisizlik değil, hikmetsizlik krizidir.

Dijital çağda hız, derinliğin önüne geçmiştir. Okumak yerini göz gezdirmeye, düşünmek yerini tepki vermeye bırakmıştır. Bilgi bir meta haline gelirken, düşünce tüketim nesnesine dönüşmüştür. Eskiden meseleler üzerine uzun süre tefekkür eden âlimlerin yerini, saniyeler içinde hüküm veren “uzmanlar” almıştır. Bu durum, bilgiyle dolu ama ruhen yoksul bir toplum üretmiştir.

Görselliğin hâkim olduğu çağımızda göz vardır ama nazar yoktur. Kur’ân’da geçen “nazar” kavramı, yalnızca bakmayı değil; tefekkürle derinleşen bir görmeyi ifade eder. Bugün bakıyoruz ama görmüyoruz; izliyoruz ama ibret almıyoruz. Popülerlik, hakikatin önüne geçmiş; paylaşım sayısı, düşüncenin ölçüsü haline gelmiştir.

Eğitim sistemleri zekâyı yüceltirken hikmeti ihmal etmektedir. Sonuç, ezberleyen ama sorgulamayan bireylerdir. İlim vardır ama irfan yoktur. Oysa İslâm düşüncesinde bilgi, ancak tefekkürle anlam kazanır; hikmetle yön bulur. Kur’ân’ın sıkça vurguladığı tefekkür çağrısı, bilginin ruhunu koruma çabasıdır.

Jacques Ellul’un işaret ettiği gibi teknoloji, insanın kontrol ettiği bir araç olmaktan çıkmış; insanın özüyle bütünleşmiştir. Byung-Chul Han ise çağımızın temel krizini, hayata anlam verecek bağlayıcı anlatıların kaybı olarak tanımlar. Büyük veri yığınları arasında insan, yönünü kaybetmiştir.

Dijital toplumda kitle kavramı yerini “dijital sürü”ye bırakmaktadır. Bu yeni toplumsallık, birlikte düşünme ve ortak anlam üretme kapasitesinden yoksundur. Homo digitalis, hikmet ve irfan gibi derinlikli kavramlarla nasıl ilişki kuracağını henüz bilmemektedir.

Buna rağmen umut bütünüyle kaybolmuş değildir. Toplumsal hafızamızda yer alan hikmet ve irfan geleneği, bu krizi aşabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bunun yolu, bilgiyi çoğaltmaktan değil; anlamı derinleştirmekten geçmektedir. Dijital çağda asıl ihtiyaç, bilgiden hikmete, ezberden şuura doğru bir yön değişimidir.

Dipnotlar
1. Ellul, J. (2003). Teknoloji Toplumu. İstanbul: Bakış Yayınları.
2. Han, B. C. (2019). Yorgunluk Toplumu. İstanbul: Açılım Kitap.
3. Latour, B. (2021). Nerede İndireceğiz? İstanbul: Kolektif.
4. DergiPark, “Dijital Toplum ve Anlam Krizi”, 2019.
5. Tezkire, “Hikmet de Dijitalleşecek mi?”, https://www.tezkire.net/gundem/hikmet-de-dijitallesecek-mi

Kaynakça
Ellul, J. (2003). Teknoloji Toplumu. İstanbul: Bakış Yayınları.
Han, B. C. (2019). Yorgunluk Toplumu. İstanbul: Açılım Kitap.
Latour, B. (2021). Nerede İndireceğiz? İstanbul: Kolektif Kitap.
Tezkire. (2022). Hikmet de dijitalleşecek mi?