Fıkıh

İmam Şâfiî’den Bir Hayat Dersi-2: Dünya Hayatı ve İmtihan

İnsan, karşılaştığı zorluklar sebebiyle yolundan vazgeçmemeli; her imtihanın ardında bir hikmet, her sabrın sonunda bir zafer bulunduğunu bilerek mücadelesine devam etmelidir.

Bismillah, Elhamdulillah, es-Salâtu ve’s-Selâmu ale Rasulillah…

İslam düşünce geleneğinde ilmi derinliği ve insan ruhuna dokunan nasihatleriyle müstesna bir yere sahip olan İmam Şâfiî (rahimehullah), yalnızca fıkıh alanında bıraktığı ilmî mirasla değil, insan hayatını anlamlandıran veciz ifadeleriyle de asırlar boyunca gönüllere hitap etmiştir. O, şiirlerinde dünya hayatının geçiciliği, insanın imtihanlarla olgunlaşması ve zorluklar karşısında metanet göstermesi gerektiğini hikmetli dizilerle anlatır. Nitekim şu beyitlerde dünya hayatının değişken tabiatını ve değerli insanların neden çoğu zaman daha ağır sınamalardan geçtiğini son derece etkileyici bir üslupla ortaya koymaktadır.

الدَهرُ يَومانِ ذا أَمنٌ وَذا خَطَرُ

‎وَالعَيشُ عَيشانِ ذا صَفوٌ وَذا كَدَرُ

“Dünya iki gündür: biri emniyet, biri tehlike;

Hayat da iki türlüdür: biri huzur, biri sıkıntı.”

İnsan, çoğu zaman hayatın yalnızca rahatlık ve huzurdan ibaret olmasını ister. Oysa yaşadığımız dünya, kalıcı mutluluğun mekânı değil; sabrın ve teslimiyetin sınandığı bir imtihan yurdudur. Bugün güven içinde olan insan, yarın bir belâ ile karşılaşabilir; bugün darlık yaşayan biri ise yarın ferahlığa erişebilir. Mümin için önemli olan, şartların değişmesi değil; değişen şartlar karşısında istikametini koruyabilmesidir.

İmam Şâfiî bu hakikati daha da derinleştirerek şöyle buyurur:

أَما تَرى البَحرَ تَعلو فَوقَهُ جِيَفٌ

‎وَتَستَقِرُّ بِأَقصى قاعِهِ الدُرَرُ

“Görmez misin, denizin yüzeyinde değersiz leşler yüzer;

En derin dibinde ise inciler bulunur.”

Bu beyit, hayatın en çarpıcı gerçeklerinden birini anlatmaktadır: Kıymetli olan, çoğu zaman kolay elde edilmez. İnci, denizin yüzeyinde değil; derinliklerde oluşur. İnsan da böyledir. Karakter, iman, ilim ve hikmet; rahatlık içinde değil, çoğu zaman zorluklar, yalnızlıklar, mücadeleler ve sabır ile olgunlaşır. Bu sebeple salih insanların, ilim ehlinin, hakikat yolunda yürüyenlerin daha çok sınanması tesadüf değildir. Çünkü Allah Teala bazen kulunu sıkıntıyla terbiye eder.

Bu hakikatin bir başka yönünü ise şu beyit ortaya koymaktadır:

وَفي السَماءِ نُجومٌ لا عِدادَ لَها

‎وَلَيسَ يُكسَفُ إِلّا الشَمسُ وَالقَمَرُ

“Gökte sayısız yıldız vardır;

Fakat tutulmaya uğrayan ancak güneş ve aydır.”

Gökyüzünde sayısız yıldız bulunmasına rağmen tutulma yalnızca güneş ve ayda meydana gelir. Çünkü dikkat çeken, ışık veren, insanlara yön gösteren onlardır. İnsanlar arasında da böyledir; faydalı olan, öne çıkan, hakikati temsil eden, çevresine ışık olan kimseler çoğu zaman daha fazla imtihanla, eleştiriyle, hasetle ve zorlukla karşılaşırlar. Ancak bu durum, onların değerini azaltmaz; aksine kıymetlerini daha görünür hâle getirir. Bu sebeple insan, karşılaştığı zorlukları yalnızca bir engel olarak değil, kendisini olgunlaştıran bir imtihan olarak görmelidir. Mücadeleden kaçmak, insanı sıradanlaştırabilir; fakat sabırla direnmek, kişiyi inci gibi kıymetli, güneş gibi faydalı hâle getirir. Dünya hayatı kolaylık ve sıkıntının iç içe geçtiği geçici bir yolculuktur. Bu yolculukta önemli olan, fırtınaların hiç çıkmaması değil; fırtınalar içinde yönünü kaybetmemektir.

İmam Şâfiî’nin (rahimehullah) bu hikmetli beyitleri, bize dünyanın huzur ve meşakkat arasında gidip gelen bir imtihan sahası olduğunu hatırlatmaktadır. Özellikle hayırlı işler peşinde olan, hakikati yaşamaya çalışan ve insanlara fayda sunan kimselerin daha çok sınanması, onların değersizliğini değil; aksine kıymetini gösterir. Öyleyse insan, karşılaştığı zorluklar sebebiyle yolundan vazgeçmemeli; her imtihanın ardında bir hikmet, her sabrın sonunda bir zafer bulunduğunu bilerek mücadelesine devam etmelidir.