Fıkıh

Kurban İbadetinin Hükmü ve Şartları

Kurban ibadetinin hikmetlerinden biri de nefsin terbiye edilmesidir. İnsan fıtratı gereği mala meyillidir. Sevilen ve değer verilen bir varlığın Allah Teâla’nın rızası için feda edilmesi nefsin cimrilik ve bencillik duygularını kırar.

Bismillah, Elhamdulillah, es-Salâtu ve’s-Selâmu ale Rasulillah…

Hz. İbrâhim ve Hz. İsmâil’in [aleyhimesselâm] Allah Teâlâ’nın emrine gösterdikleri tam teslimiyetin ümmet-i Muhammed’e bıraktığı en büyük şeâirden biri olan kurban ibadeti, kulun Rabbine olan bağlılığını, teslimiyetini, fedakârlığını ve kulluk şuurunu fiilî olarak ortaya koyan mühim bir ibadettir. Bu ibadet, zahirde maldan bir fedakârlık gibi görünse de hakikatte kulun, Rabbi’nin emri karşısındaki sadakatini ve takvasını izhar etmesidir.

Her ibadette olduğu gibi kurban ibadetinde de mükellefiyetin sabit olabilmesi, şer‘an belirlenmiş birtakım şartların bulunmasına bağlıdır. Mezheplere göre kurban ibadetinin hükmü ve şartları aşağıda özetlenmiştir.

Hanefî mezhebine göre kurban ibadeti, gerekli şartları taşıyan kimseler için vaciptir. Şâfiî mezhebinde ise sünnet-i müekkede kabul edilmiştir. Hanefi mezhebine göre bir kimseye kurbanın vacip olması için şu şartların bulunması gereklidir:

1. Müslüman Olmak: Kurban, niyet ve taabbüd esasına dayanan bir ibadettir; ibadet yükümlülüğü ise ancak iman ile anlam kazanır.

2. Akıl ve Bülûğ: Hanefî mezhebinde kurbanın vacip olması açısından bulûğ ve akıl şartları konusunda ihtilaf vardır. Bu tür ihtilaflı ibadet konularında görüşü tercih edilen İmam Ebû Hanife’ye [rahmetullahi aleyh] göre, kurbanın vacip olması için ergenlik ve akıl şart değildir.

Aklı zaman zaman gidip gelen kimsenin ise kurban günlerindeki hali esas alınır. Eğer bu günlerde akıl hastası ise yukarıda anlatıldığı üzere hüküm ihtilaflıdır. Şayet kurban günlerinde aklı başında ise kurban kesmesi ittifakla vacip olur.

3. Seferi Olmamak: Yolculuk hali, birçok ibadette olduğu gibi burada da bir ruhsat sebebi kabul edilmiştir. Seferi olan kimseye kurban vacip olmaz. Bununla beraber sefer halinde kurban keserse ibadeti sahih olur. Bayram günleri içerisinde yolculuğu sona erip mukim hale gelen kişi, diğer şartları da taşıyorsa kurbanla mükellef hale gelir. Kurban Bayramının başında mukim iken kurban kesmeden bayram günlerinde sefere çıkan kişiye de kurban vacip olmaz.

4. Nisap ve Mali Yeterlilik: Mali yeterlilik kurban ibadetinin en temel şartlarından biridir. Bir kimsenin aslî ihtiyaçları (ev, giyecek, binek, borçlar vb.) dışında nisap miktarı mala sahip olması gerekir. Bu miktar, zekât nisabı ile aynı olup yaklaşık seksen gram altın veya bu değerde mala tekabül eder. Ancak zekâttan farklı olarak malın üzerinden bir yıl geçmesi ya da ticaret malı niteliği taşıması şart değildir. Kurban günlerinin sonunda kişinin nisap miktarı mala sahip olması yeterlidir. Bununla birlikte mevcut maldan borçlar düşülür; kalan miktar nisaba ulaşmıyorsa o kimse kurbanla yükümlü olmaz.

5. Hür Olmak: Kurban kesmenin vacip olabilmesi için kişinin hür olması şarttır. Buna göre hür olmayan kimseye kurban vacip olmaz. Zira kurban, mali bir ibadet olup mülkiyet ve tasarruf ehliyetini gerektirir; bu ehliyet ise tam olarak hür kimselerde bulunur.

Aile içerisindeki kurban yükümlülüğü de mezhepler arasında farklı şekillerde ele alınmıştır. Hanefî mezhebinde yükümlülük şahsîdir; aile reisinin kurban kesmesi diğer bireylerin sorumluluğunu düşürmez. Eşler ve ergen çocuklar da şartları taşımaları halinde kurban kesmekle yükümlü olurlar. Bununla birlikte aile içerisindeki izin veya örfî rıza çerçevesinde bir kimsenin diğerleri adına kurban kesmesi caiz görülmüştür. Şâfiî mezhebinde ise bir aile adına tek kurban kesilmesi sünnet-i kifâye kabul edilmiştir. Bu nedenle aileden birinin bu ibadeti yerine getirmesiyle diğerleri adına da sünnet gerçekleşmiş olur.

Kişi ister bulunduğu yerde ister başka şehirlerde ve hatta başka ülkelerde bu ibadeti şahsen veya vekâlet yoluyla yerine getirebilir.

Kurban ibadeti, ferdî bir kulluk görevi olmasının yanında, toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı güçlendiren önemli bir sosyal sorumluluktur. Mümin, kurban vesilesiyle sahip olduğu nimeti ihtiyaç sahipleriyle paylaşarak kardeşlik, merhamet ve sosyal adalet bilincini canlı tutar. Bu yönüyle kurban, bireysel ibadeti toplumsal faydaya dönüştüren müstesna bir kulluk nişanesidir.

Kaynaklar;

İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/71-6/315-316;

Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 6/136;

Ahmet Demirdöver, el-Ecvibetü’n-nakiyye, 1/236.