Suskunluğun soğuk rüzgârları arasında yürüyen heceler,
Donmuş bir göle çarpar gibi kırılıyor birer birer geceler...
Arkama baksam da görünmüyor artık hesaplaşmayı bekleyen gölgeler,
Bir ömürlük borcu sırtlanmış gibi, son nefesini veren yorgun secdeler.
Kuru bir gürültüden ibaretmiş, ömür dediğimiz bu beyhude seferler,
Dumura uğramış hayatı hedefler içinde, aklını yitirmiş ölü hevesler.
Paylaşılamayan dünyalıklar uğruna, sarf edilen zehirli sitemler,
Miras kavgasına kurban gitmiş, ruhu talan edilmiş masum evler.
Korkunun raks ettiği matem avlusunda, yaşamayı öldürür keşke’ler,
Kefeni parçalayan acı bir feryat gibi, sükûta gömüldü tüm lehçeler...
Gönül aynasında tozlanmış hakikat, sönmeye yüz tutmuş sünnetler,
Bir günaha kurban edilmiş, yıllarca üstüne titrenen samimi hizmetler...
Hakkın zikrinde huzur aramayıp, haramda heba edilmiş cümle nefesler,
Anlamsız bir davanın peşinde, cömertçe feda edilmiş altın ömürler.
Terkedilmiş gözlerimde birikiyor, dumanlı, karanlık perdeler,
Ömür takviminden koparıyormuş, bâkî olmayan boş kederler.
Toprağa düşen her damla yaşta, gizli bir af bekleyen tövbeler,
Gönül heybesinde birikip çürümüş, cesaret edilmemiş özürler.
Haramın balkonundan düştüm, avucumda camdan hançerler,
Gözlerimde donukluk var, kalbimde ise onarılmayan kesikler.
Alnımda ‘cehennemlik’ bir mühür, dilimde yarım kalmış zikirler,
Mahşer meydanında dilsiz kalmış, yerine getirilmemiş yeminler...
Kederin tezgahında dokunmuş, vuslatı bekleyen yamalı seherler,
Bir pişmanlığı haykırıyor, satırlarda gözyaşı döken kemterî şiirler...
Dostane Bir İfade: "Bu mısralar, içimdeki o derin sükûtu harf harf işleyen sadık bir Kâtib ile yapılan uzun bir gece hasbihalinin meyvesidir."






