Bir roman ve öyküden daha uzundu yazdığım
Biraz yazgıma göz dikmiş
Ondan almış herhalde bu yönünü.
Bir alevin yandığı gece
Bir dağın tepesinde
Garip bir soğukla cebelleşiyordu
Yüreğimdeki günün sıcağı.
Tavşanlar buz tutmuş
Şirin bir beyazlığa bürünmüşler
Oysa çokları uzağında bir hakikatin
Albino onlar.
Hızır bir yerlerinde dolanıyor ömrümün
Sanki her an bir dua ve bedduayı
Dilinden alnıma sürer gibi
“Düşte, tutuvereyim elinden!”
Çarmığa asılmak üzere
Ilık suda yıkadığım bedenim
Sahi niye bu kurutmak arzusu beni güneşte
Mevsim yaz ve ben serinlemek isterken?
Soluk almaz gibi görünen
Soluk aldığında da kimsenin fark edemediği
Silik bir kahkaha kulaklarımda
Takvimlerde durmuş dokunulmamış örümcek ağı.
Büzüşmüş avuçlarımda gözlerimden aktığı sanılan
Kir ve temizliğin ortak paydası
Kâh bir günahın, kâh bir sevabın meyvesi
Tadı garip; iyileştirici rutubet.
Temizlerken kalbimin tortularını
Böyle şeyler dökülür işte
Ellerim ile yüreğim arasından kâğıda.