Tarih Bilinci

Abdülkerîm el-Müderris (1905-2005): İlim, İhlas ve Hizmetle Geçen Bir Ömür

"Abdülkerîm el-Müderris, ilmî meselelerde titiz, delile bağlı, geleneksel İslâm ilim metoduna sadık bir âlimdi. Onu diğer âlimlerden ayıran en belirgin özelliklerden biri, ilmiyle amel etmesi idi. Yalnızca ders anlatmakla yetinmez, ahlâkıyla da öğüt veren bir kişiliğe sahipti."

İslâm ilim geleneği, yüzyıllar boyunca pek çok büyük âlim yetiştirmiştir. Bu isimlerden biri de Irak’ın yetiştirdiği değerli tefsir, hadis, fıkıh ve kelam âlimlerinden Abdülkerîm el-Müderris’tir [rahmetullahi aleyh]. Hem ilmî birikimi hem de insanî yönüyle bulduğu her ortamda örnek gösterilen, eserleri ve talebeleriyle iz bırakan bir şahsiyettir.

Doğumu ve İlk Yılları

Abdülkerîm el-Müderris, 1905 yılında Irak’ın Halepçe’ye bağlı Dereşîş köyünde, ilimle iç içe bir aile ortamında dünyaya geldi. Çocukluk yılları, Kur’ân ve İslâmî ilimler merkezli bir eğitim atmosferinde geçti. Henüz 4 yaşlarında Kur’ân’ı iki defa hatmetmiş, ardından kıraat ve Arapça ilimlerine yönelmiştir.

Kendisindeki ilme düşkünlük, çevresindeki âlimlerin dikkatini çekmiş; genç yaşlarda ders halkalarına dâhil edilmiştir. 14 yaşında hutbe vermeye, 24 yaşında ise fetva vermeye başlamıştır. Bölgenin o dönemki güçlü ilmî atmosferi, onun karakterinin ve şahsiyetinin şekillenmesinde önemli bir rol oynadı.

İlim Ortamı ve Yetişmesi

Müderris, klasik İslâm ilimlerinin hemen her alanında sağlam bir eğitim aldı. Hadis, tefsir, mantık, kelam, felsefe, fıkıh ve usûlü, siyer, tarih ve Arap dili onun en yoğunlaştığı ilimlerdi. Döneminin önde gelen âlimlerinden uzun yıllar ders okudu. Onların hem ilmî disiplinini hem de ahlâkını kendisine örnek aldı.

Özellikle şu yönleriyle tanınırdı: Kuvvetli hafızası, derin Arapça bilgisi, fıkhî meseleleri delilleriyle açıklayabilmesi, aklî ilimlerde —özellikle mantık, kelâm ve felsefede— yüksek derecedeki vukûfiyeti, Kur’ân ilimlerinde yetkinliği, güçlü hitabeti ve ilminde olduğu kadar ahlâkında da örnek oluşu.

Halepçe’de başladığı müderrislik hayatına, şeyhi Alâeddin Tevîleî’nin [kuddise sırruhû] isteğiyle gittiği Beyâre’de devam etmiştir. Yıllar içinde Irak’ın farklı şehirlerinde dersler vermiş, medreselerde müderrislik yaparak binlerce talebe yetiştirmiştir. Seksen yılı aşkın bir süre İslâmî ilimleri öğrettiği için “el-Müderris” lakabıyla tanınmış, bu lakap ilim çevrelerinde onunla özdeşleşmiştir.

Abdülkerîm el-Müderris, ilmî meselelerde titiz, delile bağlı, geleneksel İslâm ilim metoduna sadık bir âlimdi. Onu diğer âlimlerden ayıran en belirgin özelliklerden biri, ilmiyle amel etmesi idi. Yalnızca ders anlatmakla yetinmez, ahlâkıyla da öğüt veren bir kişiliğe sahipti.

1952’den sonra Süleymaniye ve Kerkük’te görev yaptıktan sonra Bağdat’a yerleşti. Bağdat’ta Abdülkâdir-i Geylânî Camii Medresesi’nin müderrisliğini üstlendi ve emekli olduktan sonra dahi Kâdiriyye Âsitânesi’nde ders, fetva ve telif faaliyetlerine devam etti.

Eserleri ve İlme Katkıları

Abdülkerîm el-Müderris, ömrü boyunca fıkıh, tefsir, akaid, siyer, edebiyat, dil bilgisi, mantık, hikmet ve tabakat gibi pek çok farklı ilmi alanda eserler vermiştir. Eserlerinin büyük çoğunluğu Kürtçe ve Arapça dillerinde olup, Şâfiî fıkhı ve Ehl-i Sünnet akaidi temelinde Kürt ulemâsının ilmi birikimini yazıya aktarma çabası belirgindir.

1. Kürtçe Eserleri

Kürtçe eserleri genellikle halkın eğitimi, ahlaki irşadı, İslâm’ın esaslarının öğretilmesi ve Kürt kültürüne ait manzum eserlerin neşri odaklıdır. Bazı eserleri şunlardır:

Binâhaye Bahteverî: Dinin esasları, Hz. Peygamber ve ilk dört halifenin siyerine dair 99 soru ve cevap.

Âve Hayât: Büyük peygamberlerin kıssaları.

Şerîʿate İslâm: Şâfiî fıkhına dair temel eserlerden faydalanılarak yazılmış hacimli bir fıkıh kitabı (6 cilt).

Tefsîre Nâmî bo Kurʾâne Pîroz: Kürtçe yazılmış önemli bir tefsir olup, müellif tarafından ihtisar edilmiştir (7 cilt).

2. Arapça Eserleri

Arapça eserleri, daha çok dil bilimleri (sarf, nahiv, belagat), mantık, fıkıh fetvaları, akaid, siyer ve tabakat alanlarında kaleme alınmıştır ve medrese ilimlerine yönelik çalışmalarını gösterir.

Resâʾilü’l-ʿirfân: Sarf, nahiv, vaz’ ve beyan konularındaki üç risaleyi bir araya getirir.

Resâʾilü’r-rahme: Mantık ve hikmet konularındaki beş risaleden oluşur.

Safvetü’l-leʾâlî: Gazzâlî’nin Usûl-i Fıkıh eseri el-Müstasfâ’nın şerhidir.

el-Vesîle fî şerhi’l-Fazîle: Mevlevî’nin akaid konularını işleyen manzum eserinin şerhi.

Cevâhirü’l-kelâm fî ʿakâʾidi ehli’l-İslâm: Ehl-i İslâm’ın akaidine dair, ayrıca ihtisar edilmiş bir özeti de mevcuttur.

İsnâdü’l-aʿlâm ilâ hazreti seyyidi’l-enâm: İslâm’ın temel esasları, Kur’an, ashab, mezhep imamları, tarikat silsileleri gibi konuları içeren manzum-mensur bir isnad çalışması.

ʿUlemâʾünâ fî Hidmeti’l-ʿilm ve’d-dîn: Başlangıçtan kendi zamanına kadar 605 Kürt ulemâsı ve edibinin biyografisini içeren kapsamlı ve özgün bir tabakat eseridir.

3. Farsça Eserleri

Farsça eserleri ise daha çok akaid şerhleri ve reddiyeler alanındadır.

Fevâʾidü’l-Fevâʾih: Abdürrahim Mevlevî’ye ait Farsça akaid manzumesinin şerhi.

Risâle-i Şimşîrkârî: Taklidi ve içtihadı inkâr edenlere reddiye.

Ahlâkı ve Kişisel Özellikleri

Talebelerinin ve onu tanıyanların aktardığına göre Müderris, son derece mütevazı idi, hiç kimseyi kırmaz, derslerinde dahi nezaketini kaybetmezdi, ihlası hayatının merkezindeydi; ilmi sadece Allah için öğrenir ve öğretirdi. Öğrencilerine, ilmin bir süs değil, bir sorumluluk olduğunu hatırlatırdı. Konuşmalarında hikmet, davranışlarında asabiyetten uzak duruş, ibadetlerinde devamlılık görülürdü. Onun ilimle ahlâkı birleştiren bu tavrı, talebeleri üzerinde derin bir iz bırakmıştır.

Payımıza Düşenler

Abdülkerîm el-Müderris’in hayatından bugün hepimizin alabileceği pek çok ders vardır. Onun ilmî ve kişisel duruşu, çağımızdaki karmaşa içinde bir yol gösterici niteliktedir.

- İşleri Allah rızası için yapmak

Müderris’in en belirgin vasfı buydu. İlimde yükselmek için değil, Allah’ın rızasına nail olmak için çalıştı. Bugün de yaptığımız işleri rıza merkezli yapmanın önemini bize hatırlatıyor.

- İlim ve amel birlikteliği

Sadece bilgi biriktirmeyi değil, bilgiyi hayata tatbik etmeyi öğretti. Bizler de öğrendiğimiz her bilginin davranışımıza yansımasına dikkat etmeliyiz.

- Mütevazılık

Üstün ilmine rağmen hiçbir zaman kibir göstermedi. Bu tavır bize, elde ettiğimiz imkânlar ne olursa olsun gönül almanın daha üstün bir fazilet olduğunu hatırlatır.

- Süreklilik

Yıllarca ilimle meşgul oldu, geri adım atmadı. Bugünün hızlı ve sabırsız dünyasında, onun bu istikrarlı yürüyüşü hepimize örnektir.

- İlmi yayma gayreti

Şöhret peşinde koşmadan, insanların istifade edeceği şekilde ilme hizmet etti. Bizler de bildiğimiz güzellikleri başkalarıyla paylaşmanın bir görev olduğunu anlayabiliriz.

Yaşayan Bir Miras

Abdülkerîm el-Müderris, geride bıraktığı eserleri, yetiştirdiği talebeleri ve örnek şahsiyetiyle İslâm ilim geleneğinin önemli halkalarından biridir. Onu anlamak, sadece bir âlimi tanımak değildir; aynı zamanda kendimize bir yön, bir istikamet bulmak demektir.

Bu değerli ilim ve irfan insanı, 30 Ağustos 2005 tarihinde Bağdat’ta vefat etti ve Kâdiriyye Âsitânesi’nin hazîresinde defnedildi.

*Fotoğraf: https://www.cevaplar.org