Derinliğine ömrün nüfuz ettikçe zaman
Bir gizli hüzün sarar nedense içimizi
Düşmeye hazır yaprak dalında bekler her an
Taze goncadır hayat fırtınalar önünde

Belli ki şu hayatın kalbinde çarpar ölüm
Karlar altında tohum sükûneti nefesin
Ve oyalanırken gün yokluğun gölgesinde
Ömür bir kekre damla kenarında denizin

Ölümün dudağında sonsuza değince sükût
Hayata söylediği kapanan bir tabutun
Her gelecek bir gün elbet geçmiş olacak
Sen yaşadıkça yaklaşır öteye yolculuğun

Sonsuzdan dönüp de şöyle bir geriye bak
Gölgeden bir saat hızla doldurur kendini
Gün gelir duyulmaz yüreğin sesi tik-tak
Ötelerden çağırır ölümün hüzünlü sesi

Düşlerle yoğrulmuş şu yaşlı gözlerimiz
Kısacık bir hayatın uzunca uykusunda
Toprakta dinlenir mi acaba yüreğimiz
Mezarlıktan açılır sonsuzun yolu ancak

Dilsiz şu mezarların yükü pek ağır
Geceleri yıldızların uğultusu altında
Kara toprak ses vermez hem duymaz sağır
Her ölüm bir işaret kalanlara dünyada