‘’Kiralık kafaların köleliktir kirası, köleler yağmalattı o mukaddes mirası…’’
Kiralık kafalar veya aklını belirli bir zümreye kiraya verenler; bu gibi tabirler belirli bir insani ideolojiye körü körüne bağlanan insanlar içi günümüzde kullanılan bir tabir. Belirli şahısların zihninde öyle veya böyle gelişmiş fikirlerin bir grup alıcı tarafından maddi, manevi, toplumsal veya ahlaki bir teraziye konulmaksızın kabul edilmesi ve bu eksende savunulması da diyebiliriz. Burada dikkatinizi celbetmek istediğim bir husus da bu işlemi insandan insana olarak tanımlamam ki yeri gelince bunun nedenini açıklamaya çalışacağız.
Günümüz toplumunda bu taifeyi temsil eden, benim de yazımda hedef kitlem olan kişilerde batıca modernite ve çağdaşlığın kiralık kafalarıdır. Dediğimiz gibi buradaki çağdaşlık ve modern gibi kavramları batıca ele alıyoruz. Çünkü konumuzun özünü teşkil eden unsur buradan çıkmaktadır. Bahsedilen kişilerin insanları çağdaş- mağara adamı, modern – post modern şekilde sınıflandırmaları da bu çerçevede yaptıkları akli kıyasın bir ürünüdür. Yani kafalar daha işin başında bu tabirleri onların ıstılahı ile (bir süzgeçten geçirmeksizin) almak ile kiraya veriliyor. Bu insanlar kendilerince çağdaş batının kendileri için en iyiyi bildiğini (Çünkü batı güçlü ve dünyaya hâkim, teknolojik olarak gelişmiş, bu arkadaşlar için insanlık seviyesi bunlarla ölçülebildiğinden; batının bu birikimi kimden nasıl ve ne yollarla aldığından, sonra aldıkları toplumları ne hale getirdiklerinden bahsetmek tabi ki gereksiz kalacaktır.) ve hayatlarını da bu minval üzere düzenlemeleri gerektiğini, hem ayrıştırmayacağım deyip hem de insanları nasıl bu kıstasla sınıflandırabilirim diye düşünürler. Mesela günümüzde belirli bir zümre (başlarını elbette İslam düşmanları çekiyor) tarafından çokça istismar edilen İslam da kadın-erkek ilişkisi ve kadının konumu meselesi. Karşıt görüşlerin en çok itiraz ettiği mevzu da kendi tabirlerince İslam’da kadın-erkek eşitsizliğinin bulunması. Tabi ki bu düşünce onların kendilerine ait değil ev sahibinin yerleştirdiği bir fikirdir. Zaten geneli bu konuda fikirlerinin arkasında durmaktan acizdirler ve kolayca ikna edilirler. Çünkü bu fikri batıdan geldi diye öyle benimsemişlerdir ki hakkında hiç derin bir tefekkürde bulunmamışlardır. Konuya dönersek burada öncelikle eşitlik kavramın ele almak lazım. Eşitlik nedir? Eşitlik demek iki taraf arasında aynı pay dağılımı, demokratik bir tabirle yasalar karşısında herkesin aynı statüye sahip olması demektir. Şöyle yukarıdan bakınca harbi güzel bir olaymış bu eşitlik, peki adalet bu şekilde sağlanabiliyor mu? Herkes bir kendine sorsun bunu.
Adalet kavramı eşitlikten önce çıkmış ilahi bir tabirdir. Adalet hak sahibine hakkın koyduğu hatasız kurallar karşısında hakkı neyse onu vermektir. Yani adalet tanımı eşitliğe göre daha has ve akla daha uygun bir kavramdır. Demek ki bir yerde doğru söylüyorlarmış. Böyle bakınca İslam da kadın-erkek arasında eşitlik yok, hakkın koyduğu bir adalet var. Çünkü her iki tarafa da toplumdaki konumu kişisel bünyesi ve iradesi dikkate alınarak haklar verilmiştir. Elbette insan fıtratını tam manası ile ancak yaratıcısı anlayabilir. Burada bile kiralık kafalardaki tek yönlü bakış açısı ve dar zihniyet belli oluyor. Zaten o arkadaşlar eşitlik kavramı kısmında çoktan aramızdan ayrıldılar, çünkü onlara böyle talimat geldi.
Tamam, biz bu kadar konuştuk ama onlar da demez mi siz de aklınızı şeriata kiralamışsınız Derler tabi ki. El cevap:
1- Kullarına kitabında sürekli düşünmeyi, fikretmeyi ve okumayı telkin eden bir Rabbin (Allah c.c.) dininin mensubu olan kişi yani Müslümanlar zaten bilir ki mülk Allah’ındır ve biz de onun kulu ve kölesiyiz. Bu bir tercih değil hakikattir ve insanları bu düşünceden uzak tutan şey nefislerinin bunu ağır görmesidir. Evet, kendini yaratan o yüce varlığa karşı bile kibirli olmaktan korkmaz bu insan. Yani Müslüman kafasını kiraya veren değildir. Zaten kafa onun değildir ki o sadece bir emanetçidir. Emanetini hakkıyla teslim etmek için çabalar. Bu yolda da rabbinin kulu da olur kölesi de köpeği de.
2- İkinci bir husus da yazımızın başında kiralamayı insan odaklı bir ilişki olarak tanımlamıştık. Çünkü karşımızdaki kişi gayri Müslim olmadığı sürece bilir ki şeriat Allah(c.c.)’ın kulları hakkındaki kanunudur ve bozulmadan bize gelmiştir. Bunlara uymak Müslümanım diyen kişi için zorunluluktur. Çünkü yeryüzündeki tek doğru ve hatasız kanun kendisi de hatalardan münezzeh olan Allah (c.c.)’ın kanunlarıdır. İnsanlar ise (Peygamberleri de Allah Teâla hatadan korur.) nefis sahibidir ve akılları hataya açıktır. Doğal olarak ortaya sürdükleri fikirler ve koydukları kurallar da doğaları gereği hatadan boş olamaz tam olarak adaleti sağlayamaz. Bu yüzden hem manevi olarak hem de sahih bir akılla düşünürsek şeriata uymak bir kiralama işlemi değil. Akli ve nakli ilmin bizi ulaştırdığı bir gerçektir.
Bu iki cevap gibi daha bir sürü cevap verilebilir. Ancak bu yazıda amaç bu kesimin zihin yapısını azda olsa anlatabilmek. Görüşlerine karşı yapabileceğimiz tenkitler için ayrı bir yazı gerekir.
Biraz daha geriye dönecek olursak kadın-erkek ilişkisi üzerinden eşitlik ve adalet kavramlarından ve kapsamlarından bahsetmiştik. Tabi ki bu sadece bir örnek üzerinden yaptığımız bir açıklamaydı. Burada çerçeveyi genişletip dinin dışında kültürel ve örfi meselelere değinirsek burada da kiralık kafalarla karşılaşmak sizi şaşırtmasın. Zaten batı düşünce sistemi bir medeniyete uyum sağlamak istediği zaman ona uymaz onu kendine uydurur bunu da işte bu kiralık hayran kitlesi sayesinde yapar. Bu şimdi de böyleydi geçmişte de. Belki de batı dışı halklar batıya bakacakları yerde biraz da önlerine baksalardı şimdi dünya çok farklı yerlerde olabilirdi. Çünkü tarihe bakarsak görürüz ki batı düşüncesi ve teknolojisi İslam dünyasının etkisiyle gelişmeye başlamıştır. Yani bu kudret zaten bizde mevcuttur tek yapmamız gereken taklitçilikten uzak kendi özgünlüğümüzle yeniden bir altın çağ başlatmaktır. Neden olmasın; çağdaş, modern ve daha birçok tabirin manasını niye batıca görüyoruz Ortadoğu’nun Asya’nın mazlum halkları kendi özüne uygun, dinine, milletine uygun bir çağdaşlık yakalayamaz mı? Zamanında bu İslam medeniyetiyle gerçekleşti o devir çağdaş ve modern olan İslam’ın çağdaş ve modern dediğiydi. Bir kez olmuşsa bir daha neden olmasın…
Yazımızın sonuna geldiğimizde kiralık kafalar hakkında aklınızda az buçuk bir tasavvur oluşmuştur. Artık onları tanıyabilirsiniz. Zaten kendilerini göstermeyi severler çünkü onlar zaten çağdaş!
Allah’ın (c.c.) Selamı Üzerinize Olsun…






