Adım kemterî yaktım karşıya geçirecek tüm gemileri
Susuzluğuma kıvransam da, hiç hak etmedim kevseri
Çıngıraklı yılanın gelişi gibi, beklerken son mağlubiyeti,
Gözlerimdeki karanlıkta bitirdim, korkunun seslerini.
Bir gülüp bin düşünürüm de, çıkamam gaflet kabuğumdan
Geceme heyecan, günüme heyelan gelir hayal yavuğumdan
Ümmetin irşad beklediği az ilmimi, günahla ifsad ederken
İrşadın çileli zahmeti yerine, isterim Rahmeti çabuğundan
Adım kemterî, kaybolduğum yollarda pişman ettim rehberi
İçimde ukde kalan günahlara kurban ettim asil cevheri
Pişmanlığın kara deliği görünmese de beyaz yüzümde;
Günahlarım yıldız olup unutturdu, semadaki zühreyi
Bir vasiyet etsem bin diriye ağır gelir düşüncelerim
Sadrımdaki acıları yaşarken değil, satıra düşünce derim
Gecenin efkarını, bozulmuş gözlerimde zor bela taşırken
Çevremde dost diye kimseyi bıraktırmaz düşündüklerim
Adım kemteri yanlış yola saptırdım, takip eden gölgemi
İstediğim hayalin Leylası gönlümde mi yoksa çölde mi
İsyan ve inkar arasındaki imtihanla biçâre boğuşurken
Hiç düşünmeden yaktım Şeytanın elindeki beraat belgemi
Sonu gelmeden sonsuzluk beklentisinin belirsizliği,
Soru verdim: Onsuzluk mu acı veriyor sessizliği mi
Oturup uzaklara dalayım diye zamanın duvarına takılırken
Geleceğim geçmişten aydınlık değilmiş, sevdim hissizliği
Adım kemteri anlatamadım beni değersiz kılan hisleri
Tövbeler etsem de silemedim kalbimi kaplayan sisleri
Gözyaşlarımın sesiyle, sağır kesilirken dünya gürültüsüne
Sükutla huzur bulsam da, peşimi bırakmadı şeytanın süsleri
Kendime iyi bakamadım, bırakamadım gelenlere emanet
Ahiretin endişeli akibeti, dünya endişesi içinde esaret
Nadir doğrularım, yalanlarımın karşısında doğranırken
Ey Çocukluğum Sana gelecek olamadım hakkını helal et
Adım kemteri çizmeyi aşmadan durduramadım nefsimi
Amaçsız tebessümlerim, yüzümde bir umarsız serseri
Yara bere içinde alıştım, yalandan gülmeyi göstermeyi
Bir gün layık olursam, kirletmeyecek kadar içerim Saf Kevseri