Şiir

Dile Gelmeyen Dil

Ne kadar çok konuşsa da kırgınım dilime
Derindeki hazineleri, tutuşturmadı elime.
Dostlarıma yıkıcı bir silah gibi doğrulurken
Düşmanlarıma karşı parçalandı lime lime

​100 yıllık ucuz kelime; 1500 yıllık mâzime
meydan okuyor, entel olsa da ne haddine!
senin medeniyetinin doğuşuna bak bir de,
Tek bir mısramız, iftihar olur kanlı mâzine.

​Tefekkür okyanusu, küçük şiir bardağına sığar mı?
Rahvan şiir atımın, üstünden geçtiği köprü şımardı.
Tilki; hakikatin saf sütünü, hiç hakkıyla sağar mı!
Ruhum garip ruhunu, ölüm gelmeden önce çıkarttı.

​Toprak altında mücevher var, altınla aldatıyorsun
Kazmayı vurdukça, hazineyi derinlere gizliyorsun
Ecdâdımın kültür mirasını, düşman için korurken
Söylenemeyenlerin acı utancı altında eziliyorsun.

​Lügat bana küsmüş, ihanet etmediysem neyime
Sertliğimi bir sor! kölesi olduğun modernlik beyine
Uğruna kitaplarla yattığım kıymetli anılar varken,
Bir tuşla, tecrübenin nimetine erişmek neyine.

​Kemiksiz bir etten, müstakim olması beklenmez
Menfaatinin olmadığı yalanların üstüne yüklenmez
Savaşlar başlatıp, masum kalpleri tek tek kırarken,
Dil; Allah korkusu olmayınca, sahibini yükseltmez.

​Diri mânâ, ameliyat masasında kör dile kurban.
Kelimenin hafifliğinde, ağır bir mucizedir Kur'an.
Kudsî mânâ, kuru sözcüklere hayat katarken;
Şaşkın dilini, Hak Dinini anlatmak için kullan.

​Yıllardır sabreden sükûtum, artık dile geldi
Çok konuştun, hakikatin dayanıklı ipi inceldi
Her garip âşık; maşuğuyla bilinip övülürken
Sana ihanet eden dilin, yine şiirinle yüceldi.