Şiir

Yanan Sahiller

Sâhil-i Gemlik’te doğmuş idi bir sır-ı derûn,
Ne söz ile bilindi, ne de zamâna göründü o hüzün.
Bir nazar ile düştü gönüllere ateş-i pinhân,
Söndürmek murâd olunmadı, zîrâ o idi cân.
Geçti nice dem… lakin anılmadı ne kadar,
Her nefeste saklı kaldı o ilk hâl-i nazar.
Sonra bir akşam vakti, kader eyledi fermân,
Sürükledi iki yitik rûhu bir sahile nihan.
Üsküdar sâhilinde sükût ile durdu zaman,
Ne lisân konuşabildi, ne göz sakladı olan.
Bir dokunuş… titredi arş ile ferş arası,
Bir bakış… çözdü yılların düğümlü yarası.
El ele yürüdüler bir mâh gibi sessizce,
Kalbleri çarpar idi feryâd edercesine gizlice.
Kız Kulesi’ne varan yolda her adım bir yangın,
Her nefesde dirildi ilk günün o saf hâli.
Bir gülüş… mekteb çağından kalma bir hâtıra,
Bir hâl… söylenmez, lâkin düşer kalbe hatıra.
Ne imkân kaldı ortada, ne de aklın izânı,
Yandı o gece yalnız gönüller değil, cihânın limanı.
Derler ki deryâ bile o sırra boyun eğdi,
Geçen gemiler aşkın ateşiyle yolun terk eyledi.
Ve bir sevda ki bir sahilde doğmuş idi sessizce,
Bir başka sahilde gemileri yaktı… kimse bilmezce.