Bismillah.
Elhamdülillah, vessalâtü vesselâmü alâ Resûlillah.
Belki de günümüz insanının en büyük yanılgısı, elindeki en kıymetli hazine olan zamanı, telafisi mümkün olan maddi değerlerle takas etmesidir. Oysa her bir “an”, ya Hakk yola ya da dipsiz bir kuyuya açılan bir kapıdır.
İsmail b. Nüceyd Hazretleri’nin [rahmetullahi aleyh] talebelerine ve yolun yolcularına yaptığı şu tavsiye dikkate şayandır:
“İlmin gerektirdiği vazifelere sımsıkı sarıl, bütün Müslümanlara saygı göster ve sakın günlerini boşa harcama! Çünkü o günler, senin sahip olduğun en değerli şeydir.”
Bu tavsiye, üç ana sütun üzerine kuruludur: İlim-Amel, Edep ve Vakit. İsmail b. Nüceyd [rahmetullahi aleyh], ilmi sadece bir bilgi yığını olarak değil, bir vazife/sorumluluk olarak görür. Bu ilmin meyvesi ise tüm Müslümanlara karşı kalbi bir hürmet beslemektir. Ancak tüm bunların üzerine bina edildiği asıl zemin ise “vakit”tir. Bir günün, bir anın boşa geçmesi, sadece bir takvim yaprağının eksilmesi değil, insanın öz sermayesinden bir parçanın ebediyen yok olmasıdır. Günler, insanın elindeki en aziz varlığıdır; çünkü kaybolan mal geri kazanılabilir, ancak geçen bir saniyenin telafisi mülk-ü âlemde mevcut değildir.
Netice itibarıyla; vaktini Allah rızasına uygun amelle ve kullara hürmetle bezeyen bir kişi, en kıymetli sermayesini doğru değerlendirmiş demektir. Günlerini dünya telaşının berbatlığında kaybedenler ise, aslında en büyük hazinelerini fark etmeden harcamaktadırlar. Asıl hüner, her doğan güneşle birlikte “aziz” olan vaktin hakkını verebilmektir.