Beyazgül Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hafız Yasin Kaplan, derneğin Gazze, Afrika ve yurt içindeki çalışmalarını ve projelerini anlattı.
Beyazgül Derneği’nin kuruluş amacı ve temel vizyonunu bize kısaca anlatır mısınız?
Beyazgül Derneği, 2006 yılında Üstadımız Mahmud Efendi Hazretleri’nin (k.s) tavsiyesiyle ilk medresemizi açarak eğitim alanında hizmet vermeye başladı. 2014 yılında ise kurumsal kimliğini kazanarak insanî yardım alanında da faaliyetlerini genişletti.
Kuruluş amacımız; bir yandan gençlerimizi İslamî ilimlerle yetiştirmek, diğer yandan da savaş, afet, açlık ve yoksullukla mücadele eden insanlara en hızlı ve güvenilir şekilde yardım ulaştırmaktır.
Temel vizyonumuz ise; Türkiye başta olmak üzere Asya ve Afrika’da mazlum coğrafyalara kalıcı çözümler götürmek, hayırseverlerle ihtiyaç sahipleri arasında güvenilir bir köprü olmak ve insanlara umut aşılayan, adaleti önceleyen bir yardım kuruluşu olmaktır.
Derneğinizin Gazze’de yürüttüğü acil yardım ve insani destek çalışmaları nelerdir?
Gazze’de yürüttüğümüz çalışmalar tamamen acil ihtiyaçlara odaklıdır. Savaşın ve ambargonun yol açtığı zor şartlarda en önemli önceliğimiz, gıda, su ve sağlık desteğini kardeşlerimize ulaştırmaktır. Bu kapsamda;
· Gıda kolileri, sıcak yemek ve iftar sofraları kuruyoruz,
· İçme suyu ve hijyen paketleri dağıtıyoruz,
· İlaç ve tıbbi malzeme desteği sağlıyoruz,
· Yetim ve mülteci ailelere düzenli yardım ulaştırıyoruz,
· Ayrıca acil insani yardım tırlarımızı Refah Sınır Kapısı üzerinden bölgeye gönderiyoruz.
Bizim için Gazze sadece bir yardım noktası değil; ümmet bilinciyle sahip çıkmamız gereken bir emanettir. Bu yüzden yardımlarımızı düzenli hale getirmeye, kardeşlerimizin yanında olduğumuzu hissettirmeye büyük önem veriyoruz.
Gazze’deki zulüm karşısında uluslararası toplumun sessizliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gazze’de yaşanan zulüm, insanlığın vicdanını derinden yaralayan bir tablo. Ne yazık ki uluslararası toplumun büyük bölümü bu zulüm karşısında sessiz kalıyor. Biz bunu bir insanlık imtihanı olarak görüyoruz. Çünkü mazlum çocukların, kadınların, masum sivillerin bombalar altında hayatlarını kaybetmesine sessiz kalmak, sadece Gazzelilere değil, aslında insanlığın ortak vicdanına yapılan bir ihanettir.
Bizim beklentimiz; siyasi çıkarların ötesine geçilerek, adaletin ve insani değerlerin öne çıkmasıdır. Beyazgül Derneği olarak biz, bu sessizliğe inat, iyiliğin ve merhametin sesi olmaya çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki zulme sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır.
Afrika ve diğer coğrafyalarda yürüttüğünüz su kuyusu, eğitim ve yetim destek projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Afrika başta olmak üzere birçok mazlum coğrafyada kalıcı çözümler üreten projeler yürütüyoruz. Özellikle su kuyusu projeleri bizim için çok kıymetli. Çünkü Afrika’da milyonlarca insan temiz suya erişemiyor ve bu yüzden hem hastalıklarla hem de büyük zorluklarla mücadele ediyor. Açtığımız su kuyuları sayesinde binlerce insanın hayatına sağlık ve kolaylık katıyoruz.
Eğitim alanında ise medreselerimizde hafızlık, Arapça ve İslami ilimler eğitimi veriyoruz. Bunun yanında farklı ülkelerde çocukların eğitime devam edebilmesi için okul, kırtasiye ve burs destekleri sağlıyoruz.
Ayrıca yetim projelerimiz ile sahipsiz kalan çocukların hem maddi hem de manevi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Onlara sadece gıda ve giyim desteği değil, aynı zamanda sevgi, güven ve gelecek umudu veriyoruz.
Kısacası, biz sadece anlık yardımlar değil, insanların hayatını değiştirecek, onları kendi ayakları üzerinde durmaya teşvik edecek kalıcı hizmetler sunmaya gayret ediyoruz.
Bağışçıların desteği, sahada yaptığınız çalışmalara nasıl bir güç katıyor?
Bağışçılarımız bizim en büyük gücümüz. Onların desteği olmadan sahada tek bir adım dahi atmamız mümkün olmazdı. Biz, bağışçıların emanetlerini en güvenilir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor, onların hayırlarını mazlum coğrafyalarda iyiliğe dönüştürüyoruz.
Her açılan su kuyusunda, her yetim çocuğun tebessümünde, her iftar sofrasında bağışçılarımızın imzası var. Onların desteği bize güç veriyor, biz de bu güçle daha çok insana ulaşabiliyoruz.
Kısacası, bağışçılarımız olmadan biz sadece bir dernek olurduk; ama onların desteğiyle mazlum yüreklerde açan bir güle dönüşüyoruz.
Toplumun ve sivil toplum kuruluşlarının Gazze’de yaşanan zulme karşı daha güçlü bir ses çıkarması için sizce neler yapılmalı?
Gazze’de yaşanan zulüm karşısında toplumun ve sivil toplum kuruluşlarının daha güçlü bir ses çıkarması hayati öneme sahip. Bunun için öncelikle farkındalığın artırılması gerekiyor. İnsanlar gördükleri zulmü unutmamalı, gündemden düşürmemeli. Medya, sosyal medya ve her türlü platformda Gazze’nin sesi olunmalı.
STK’lar ise ortak hareket ederek daha güçlü projeler geliştirmeli. Tek tek yapılan yardımlar kıymetli ama bir araya gelindiğinde hem insani yardım daha etkili olur hem de uluslararası kamuoyuna daha güçlü bir mesaj verilir.
Ayrıca toplumun her kesiminin dua ile, maddi destekle, gönüllü faaliyetlerle bu davanın bir parçası olması çok önemli. Çünkü biliyoruz ki zulüm ancak dayanışmayla, iyiliğin ortak sesiyle aşılabilir.
Beyazgül Derneği olarak önümüzdeki dönemde planladığınız yeni projeler veya hedefler nelerdir?
Beyazgül Derneği olarak önümüzdeki dönemde iki alana daha fazla yoğunlaşmayı hedefliyoruz: eğitim ve kalıcı insani projeler.
Eğitim alanında yeni medreseler açarak daha fazla gencimizin hafızlık ve İslami ilimler eğitimi almasını sağlamak istiyoruz. Bunun yanında özellikle Afrika ve Asya’da okuma imkânı bulamayan çocuklara yönelik okul projeleri ve burs destekleri planlıyoruz.
İnsani yardımda ise kalıcı projeler önceliğimiz olacak. Su kuyularının sayısını artırmak, yetim çocuklara daha kapsamlı destek sağlamak, sağlık hizmetleri ve barınma projeleri geliştirmek hedeflerimiz arasında.
Ayrıca Gazze başta olmak üzere kriz bölgelerine acil yardım ulaştırma kapasitemizi güçlendirmek için lojistik altyapımızı büyütmeyi planlıyoruz.
Bizim en büyük hedefimiz; daha fazla mazluma ulaşmak, daha kalıcı çözümler üretmek ve iyiliğin dünyada yayılmasına vesile olmaktır.
