Adil Erdem Bayazıt’ın oğlu, Yusuf Ökkeş Bayazıt, babasının fikir ve aksiyon adamı kimliğinden, insanlara verdiği değerden ve öğütlerinden ilham aldığını; bugün MASSAM adlı düşünce kuruluşuyla onun mirasını gençlere aktarmaya çalıştığını anlattı.
Adil Erdem Bayazıt’ın hayatında sizi en çok etkileyen yönü ne oldu?
Babamın beni birçok yönden etkileyen tarafı var aslında. Fakat bir örnek vermem gerekirse, fikir adamlığının yanında aksiyon yönünün de güçlü olmasını söyleyebilirim. Ruslar Afganistan’a saldırdığında, bir grup arkadaşıyla birlikte Afganistan’a giderek oradaki mücahitlerin sesi oldular. Bu tecrübelerini “İpek Yolunda Afganistan’a” adlı kitabında anlattı. Bunun dışında babam, karşısındakini gerçekten dinleyen, çocukla çocuk olabilen bir insandı. Ben çocukken bir şey anlattığımda beni dikkatle dinlemesi, karşısındakine o değeri vermesi çok güzeldi. Şimdi o günleri çok özlüyorum.
Onun şiirlerinde ya da fikirlerinde, bugün hâlâ size yol gösteren özel bir söz veya düşünce var mı?
Babam hep bana, “İleride ne iş yapmak istiyorsan o işi yap; istersen köfteci ol, fakat işini en iyi şekilde yap. Para kazanmayı düşünme; işini iyi yaparsan zaten para kazanırsın.” derdi. Bunun dışında, “Ülkemize bir borcumuz var, bu borcu ödemeliyiz.” sözünü de sık sık söylerdi. Bu yüzden ben de yaptığım her işi daima en iyi şekilde yapmaya çalışırım.
Baba-oğul ilişkinizi nasıl tarif edersiniz? Evin içinde nasıl bir baba figürüydü?
Babamı tanıyanlar, ona “bir neslin ağabeyi” derler. Fakat biz aynı evde yaşadığımız için, insan bazı şeylerin farkına ancak ilerleyen yaşlarda varabiliyor. Babam vefat ettiğinde 16 yaşındaydım. Rabbime hamdolsun ki dolu dolu bir 16 yıl yaşadık birlikte. Tatillere gittik, memleketimize, yazlık evimize gittik. Birlikte çok güzel vakitler geçirdik. En çok da o anıları, birlikte yaptığımız sohbetleri özlüyorum.
Sizi yetiştirirken en çok hangi değerleri vurgulardı?
Babam, evin içinde çok ilgili; sevgisini gösteren ama şımartmayan, özgür bırakan ama aynı zamanda kontrol eden bir babaydı. Kul hakkına riayet etmenin önemini her zaman vurgulardı. Bu yönleriyle bizler için harika bir rehber oldu. Ben de oğlum Ali Erdem’i aynı şekilde yetiştirmek istiyorum.
Sizinle paylaştığı, hayatınız boyunca unutamadığınız bir hatırası var mı?
Lisede forma giymeyi reddettim. “Ya serbest kıyafetle giderim ya da okulu bırakırım.” dedim. Annem ve ablalarım panikledi; uzun uzun beni ikna etmeye çalıştılar. Olmayınca konu babama açıldı. O ise her zamanki gibi kahkaha atarak, “Tabii, benim oğlum koyun mu ki?” dedi. Ardından, “Sakin olun, ben hallederim.” diyerek okula gitti. Müdür beyle konuşup, “Sizden ricam, bize on gün müsaade edin. Ökkeş okula istediği kıyafetle gelsin. Ben inanıyorum ki çok geçmeden formayı kendi isteğiyle giyecektir. Şu anda kimliğini bulmaya çalışıyor.” dedi. Müdür bu öneriyi kabul etti. Gerçekten de on gün bile geçmeden, “Ben formamı giyeceğim, özledim.” diyerek inadımdan vazgeçtim. O yaşlarda içimde fırtınalar koparken, çatışma yaratabilecek bir konu babamın olgun yaklaşımı sayesinde kolayca çözüldü.
Vefatından önce beni karşısına alıp konuştuğu anı asla unutamıyorum. Adeta bizi ölümüne hazırlamıştı. “Oğlum, ben yakında vefat edeceğim. Rabbime sonsuz şükürler olsun, senin liseye gittiğini gördüm. Bu kadarını göreceğimi düşünmüyordum. Aslolan öbür dünya; inşallah orada buluşacağız.” demişti. Şimdi onun ardından, güzel işler yaparak kavuşacağımız o günü bekliyorum.
Onun şair ve fikir adamı kimliği, sizin kişisel hayatınıza ve düşünce dünyanıza nasıl yansıdı?
Özellikle vefatından sonra, yaşım ilerledikçe bize nasıl bir miras bıraktığının daha çok farkına vardım. Girdiğim her ortamda, tanıştığım her insanda onun oğlu olduğum için hep bir muhabbet ve saygı gördüm. Bu, benim için paha biçilemez bir şeydi. Bununla birlikte bu durum bana büyük bir sorumluluk da yükledi. Attığım her adımda ona layık bir evlat olmaya çalıştım. İnşallah Rabbim, ona layık bir evlat olabilmeyi ve onun gibi kubbede hoş bir sada bırakmayı nasip eder.
Bugün Adil Erdem Bayazıt’ın hatırasını yaşatmak için siz neler yapıyorsunuz, ya da onun mirasının yeni nesillere aktarılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Elimden geldiğince, edebiyatı seven genç kardeşlerimizin hiçbir davetini geri çevirmedim. Abilik yapmaya çalıştığım birçok genç kardeşim oldu. Yaklaşık yedi yıldır arkadaşlarımla birlikte MASSAM adında bir düşünce kuruluşu kurmak için çaba harcıyoruz. İnşallah bu yıl içerisinde derneğimizi resmî olarak kurmuş olacağız. En büyük duam, geçmişte Mavera Dergisi nasıl gençlerin yetiştiği bir ocak olduysa, MASSAM’ın da benzer bir misyona sahip olmasıdır.
