"Bu kitap bana, yolun bitmediğini sadece derinleştiğini öğretti. Vardım sandığım her yerin aslında yeni bir başlangıç olduğunu, kendine yaklaşmanın dünyadan uzaklaşmak değil, bilakis dünyayı daha doğru anlamak olduğunu fark ettim."

Bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz, çıkış noktası neydi?

Bu kitap aslında "yazılmaya" karar verilen bir eserden ziyade, her anıyla "yaşanan" bir sürecin kağıda dökülmüş halidir. Hayatın içinden süzülen, sessizlikte mayalanan ve karanlıkta demlenen bir tefekkür yolculuğudur. Çıkış noktam, insanın en çok "Kendi halinde" iken kendine rastladığı, aynaya bakarken kendine daldığı o samimi yeri okuyucuyla paylaşma arzusuydu.

Yazarken en çok hangi duygu ya da düşünce sizi yönlendirdi?

Beni en çok "kendi halinde olma" düşüncesi ve okura "yalnız olmadığını hissettirme" duygusu yönlendirdi. Yazarken hep şunu hayal ettim: Birisi bu kitabı gece vakti eline aldığında, altını çizdiği bir cümlede durup "Tam da bunu hissediyordum ama kelimeye dökemiyordum" desin. Beni harekete geçiren şey süslü cümleler kurmak değil; en sade halimizle birbirimize dokunabilmekti.

Kitaptaki metinler sizin için daha çok anlatmak mı, anlamak mıydı?

Metinler benim için hem bir anlatma hem de derin bir anlama süreciydi. Kitapta da belirttiğim gibi; "Gerçek anlayış, kendi kalbini başkasının acısına ayna tutmaktır." Anlamayı; birinin yükünü sırtlamak değil, o yükü yargılamadan onunla beraber yola devam etmek olarak gördüm. Kendi içimizdeki karmaşayı çözdükçe başkalarını da daha net anlayabileceğimizi, dolayısıyla anlamanın aslında kendimizden başladığını vurgulamaya çalıştım.

Bu kitapta okurun kendinden bir parça bulmasını ister misiniz? Neyi fark etmesini beklersiniz?

Kesinlikle. Her cümlede biraz "ben" olduğu kadar biraz da "sen" var. Okurun, asıl yolculuğun hiçbir yere gitmeden kendi içine yönelmek olduğunu fark etmesini beklerim. "Kendi hali"nin bir kaçış değil, kalbin hafiflediği bir sığınak olduğunu anlaması en büyük dileğimdir.

Yazarlık yolculuğunuzda bu kitabın sizde bıraktığı en büyük iz ne oldu?

Bu kitap bana, yolun bitmediğini sadece derinleştiğini öğretti. Vardım sandığım her yerin aslında yeni bir başlangıç olduğunu, kendine yaklaşmanın dünyadan uzaklaşmak değil, bilakis dünyayı daha doğru anlamak olduğunu fark ettim. Kendi halimde kalmanın bir zayıflık değil, en büyük güç olduğunu anladım. Şunu öğrendim: İnsan dünyayı değiştiremez belki ama kendi içindeki o karanlık odaya bir mum yakabilir. Bu kitap benim o mumum oldu; dilerim okuyanların da yolunu aydınlatan birer kandile dönüşür.

Son olarak eklemek isterim ki;

Bu eser benim için bitmiş bir yolculuk değil, sadece yolda olana eşlik eden bir nefestir. Çünkü biliyorum ki; “Vardım sandığın her yer, yeniden yola çıktığın bir eşiğe dönüşür. Yol bitmez, sadece derinleşir...”